Kur’an’ın 3 ismi nedir? Merak Edenlere İzmir Sokaklarından Samimi Bir Bakış
İzmir’de yaşayıp da bir gün içinde en az üç farklı ruh hâline girmemek bence mümkün değil. Sabah vapurda kahvesini yudumlayıp “Bugün çok sakin olacağım” diyen ben, öğleden sonra trafikte kendi kendine söylenen, akşam da arkadaş grubunda en anlamsız esprilere gülen kişiye dönüşebiliyorum. Bazen kendime dışarıdan bakıp “Sen aynı insan mısın kardeşim?” diye soruyorum.
Ama insanın içinde böyle farklı yönlerin olması aslında çok normal. Bir yandan hayatın koşturmacasıyla uğraşıyoruz, diğer yandan daha derin soruların cevaplarını arıyoruz. Mesela arkadaş ortamında biri çıkıp “Kur’an’ın 3 ismi nedir?” diye sorsa, ilk anda herkes biraz duraksayabiliyor.
Çünkü günlük hayatın telaşı içinde bazı temel bilgileri bildiğimizi sanıyoruz ama konu açıldığında hafızamız küçük bir yaz tatiline çıkmış gibi ortadan kayboluyor.
Benim de başıma geliyor. Geçenlerde arkadaşlarla sahilde otururken dinî konulardan konuşmaya başladık. Bir arkadaşım ciddi bir ifadeyle:
“Kur’an’ın isimlerini saysana.”
dedi.
Ben de kendime fazla güvenerek:
“Tabii ki sayarım, aklımda.”
dedim.
İç sesim hemen devreye girdi:
“Umarım aklında vardır, çünkü az önce markette alacağın üç şeyi bile unuttun.”
Neyse ki bu sefer yüzüm kara çıkmadı. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in farklı isimlerle anıldığını biliyordum. Bu isimler, Kur’an’ın özelliklerini ve insanlara rehberlik eden yönünü anlatan anlamlı ifadelerdir.
Kur’an’ın 3 ismi nedir? En Çok Bilinen Üç İsim
Kur’an’ın 3 ismi nedir sorusunun cevabı olarak en yaygın şekilde şu üç isim zikredilir:
- Kur’an
- El-Kitâb
- El-Furkân
Bu isimlerin her biri aslında Kur’an’ın farklı bir yönünü anlatır. Yani aynı kitabı farklı özellikleriyle tanımlayan anlamlı isimlerdir.
Bunu günlük hayattan bir örnekle düşünelim. Benim arkadaşlarım arasında üç farklı ismim var gibi.
Biri bana “Mert” der.
Annem bazen “Oğlum” der.
Arkadaşlarım ise yaptığım saçma esprilerden sonra muhtemelen “Yine başladı” diye seslenir.
Hepsi aynı kişiyi anlatır ama farklı durumlarda farklı yönlerimi ortaya çıkarır.
Kur’an’ın isimleri de böyledir. Her biri farklı bir anlam kapısını açar.
1. Kur’an: Okunan ve Tilavet Edilen Kitap
Kur’an kelimesi, “okumak” anlamındaki kökten gelir. Bu isim, Kur’an’ın okunarak insanlara ulaştırılan ilahi bir kitap olduğunu ifade eder.
Aslında Kur’an’ın en dikkat çekici yönlerinden biri de sadece yazılı bir metin olarak değil, okunarak, dinlenerek ve üzerinde düşünülerek hayatla buluşmasıdır.
Bunu İzmir’de bir akşam yürüyüşüne benzetiyorum. Kordon’da yürürken sadece denize bakıp geçebilirsiniz. Ama bazen durup dalga sesini dinlersiniz, gökyüzüne bakarsınız ve aynı manzaranın size başka şeyler anlattığını fark edersiniz.
Kur’an okumak da sadece kelimeleri görmekten ibaret değildir. Anlamını düşünmek, mesajını hayatımıza taşımaya çalışmak da önemlidir.
Ben bazen kitap okurken komik bir şekilde davranıyorum. Bir sayfa okuyorum, sonra telefonuma bildirim geliyor.
“Bir dakika bakayım.”
Diyorum.
O bir dakika oluyor yirmi dakika.
Sonra telefon elimde, kitap yanımda dururken kendime soruyorum:
“Ben az önce ne okuyordum?”
İnsan zihni gerçekten ilginç bir yer. Ama değerli metinlerle ilişki kurarken dikkat ve samimiyet gerekiyor.
2. El-Kitâb: Yazılı ve Korunan Kitap
Kur’an’ın isimlerinden biri de “El-Kitâb”tır. Bu ifade “kitap” anlamına gelir ve Kur’an’ın Allah tarafından gönderilmiş bir kitap olduğunu vurgular.
Kitap kavramı insanlık tarihinde her zaman önemli olmuştur. Bir kitap bazen bilgi taşır, bazen hikâye anlatır, bazen insanın kendisini sorgulamasına vesile olur.
Benim evde de kitaplarla ilgili küçük bir problem var. Kitap almaya bayılıyorum ama bazen aldığım kitapların sayısı, okuduklarımın sayısını geçiyor.
Dolabın karşısına geçiyorum:
“Bu kitabı kesin okuyacağım.”
diye kendime söz veriyorum.
Altı ay sonra kitap hâlâ aynı yerde duruyor.
İç ses:
“Sen kitap koleksiyoncusu musun, yoksa okuyucu musun?”
Ben:
“İkisi arasında gidip gelen biriyim.”
İnsan bazen elindeki değerleri kullanmak konusunda bile kendisiyle mücadele ediyor. Kur’an da sadece rafta duran bir kitap değil, okunması, anlaşılması ve hayatımıza yansıtılması gereken bir rehberdir.
3. El-Furkân: Doğru ile Yanlışı Ayıran
Kur’an’ın bir diğer önemli ismi “El-Furkân”dır. Bu kelime, ayırmak, fark ortaya koymak anlamlarına gelir.
El-Furkân ismi, Kur’an’ın doğru ile yanlışı ayırt etmeye yardımcı olan bir rehber olduğunu ifade eder.
Günümüzde insanın en büyük sorunlarından biri belki de bilgi karmaşasıdır. Her gün binlerce farklı düşünce, haber ve yorumla karşılaşıyoruz.
Sabah telefonumu açıyorum.
Beş dakika haber bakayım diyorum.
Sonra kendimi hiç tanımadığım insanların tartışmalarını okurken buluyorum.
İç ses:
“Senin bugün yapacağın işler vardı.”
Ben:
“Evet ama önce dünyanın bütün problemlerini çözmem gerekiyor.”
Tabii ki çözmüyorum. Sadece daha fazla yoruluyorum.
İşte böyle bir ortamda insanın doğruyu yanlıştan ayırabilmesi, sağlam bir ölçüye sahip olması büyük önem taşır.
Kur’an’ın İsimleri Neden Birden Fazladır?
Bazen insanlar “Bir kitabın neden farklı isimleri olsun?” diye düşünebilir.
Aslında bu durum birçok şeyde vardır. Bir insanın farklı özellikleri farklı isimlendirmelerle anlatılabilir.
Bir arkadaşım çok yardımsever biridir. Ona “iyi insan” dersiniz.
Çok sabırlıdır, “sakin biri” dersiniz.
Çok güzel fikirleri vardır, “zeki biri” dersiniz.
Ama kişi aynıdır.
Kur’an’ın farklı isimleri de onun farklı özelliklerini ortaya koyar. Kur’an ismi okunmasına, El-Kitâb kitap oluşuna, El-Furkân ise doğruyu yanlıştan ayırmadaki rehberliğine dikkat çeker.
Arkadaş Ortamında Kur’an’ın 3 İsmi Konusu Açılınca
Bizim arkadaş grubunda ciddi bir konu açıldığında genellikle önce herkes biraz şaka yapar. Çünkü bizde gelenek böyle.
Geçenlerde yine böyle bir sohbet oldu.
Arkadaşım:
“Kur’an’ın isimlerini bilen var mı?”
dedi.
Başka biri:
“Ben biliyorum ama sınav gibi sorunca beynim kapanıyor.”
dedi.
Ben de:
“Benim beynim de bazen Wi-Fi gibi. Çekiyor sanıyorum ama bağlantı kopmuş oluyor.”
dedim.
Güldük.
Ama sonra konuya gerçekten odaklandık.
Çünkü bazı bilgiler sadece ezber olarak değil, anlamıyla öğrenildiğinde daha kalıcı oluyor.
Kur’an’ın 3 ismi nedir sorusunun cevabını bilmek elbette önemlidir. Fakat asıl önemli olan bu isimlerin bize ne anlattığını kavrayabilmektir.
Günlük Hayatta Bu İsimlerden Nasıl Ders Çıkarabiliriz?
Kur’an ismi bize okumayı ve öğrenmeyi hatırlatır.
El-Kitâb ismi bize hayatımıza yön verecek sağlam bir kaynağa sahip olduğumuzu hatırlatır.
El-Furkân ise kararlarımızda doğruyu aramamız gerektiğini anlatır.
Bazen hayat içinde küçük kararlar bile insanı düşündürüyor.
Mesela arkadaşım mesaj atıyor:
“Akşam dışarı çıkalım mı?”
Ben:
“Olur.”
diyorum.
Sonra düşünüyorum:
“Bugün dinlenmem gerekiyor.”
Sonra başka bir düşünce geliyor:
“Ama insanlarla vakit geçirmek de önemli.”
Beynimde toplantı düzenleniyor.
Toplantının başkanı da benim.
Katılanlar:
Ben.
Yine ben.
Bir de fazla düşünen diğer ben.
Bazen insanın kendine bir ölçü ve rehber araması gerekiyor. Çünkü hayat sürekli değişiyor ve insan her konuda tek başına doğru yolu bulmakta zorlanabiliyor.
Kur’an’ın 3 İsmi Nedir Sorusu Aslında Daha Büyük Bir Kapının Başlangıcıdır
İlgili Yazımız: İsim cümlesi nedir Türkçe ?
Bir sorunun cevabını öğrenmek bazen sadece bilgi kazanmak değildir. Bazen o cevap, insanı daha büyük bir düşünceye götürür.
Kur’an’ın 3 ismi nedir sorusu da böyle bir başlangıç olabilir.
Kur’an, El-Kitâb ve El-Furkân isimleri bize sadece kelime bilgisi vermez. Aynı zamanda Kur’an’ın okunması, anlaşılması ve hayat rehberi olarak görülmesi gerektiğini hatırlatır.
İzmir’de akşamüstü deniz kenarında yürürken bazen insan hayatın hızını fark ediyor. Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor. Telefonlar çalıyor, mesajlar geliyor, işler bitmiyor.
Ama insanın arada durup kendine şu soruyu sorması gerekiyor:
“Ben gerçekten neyin peşinden gidiyorum?”
Belki de en değerli yolculuklardan biri, insanın kendini anlamaya çalıştığı yolculuktur.
Ve bazen küçük görünen bir soru, büyük düşüncelerin kapısını açabilir.
“Kur’an’ın 3 ismi nedir?”
Bu soru da sadece üç kelimelik bir cevap istemez. İçinde okuma, anlama, doğruyu arama ve hayatı anlamlandırma gibi çok daha derin mesajlar taşır.
Ben de bazen espri yapmaya, her şeyi hafife almaya meyilli olsam da bazı konuların insanın içinde daha sessiz ve derin bir yer açtığını fark ediyorum.
Çünkü hayat sadece gülmekten ibaret değil.
Ama sadece ciddi olmaktan da ibaret değil.
Bazen bir kahve eşliğinde düşünmek, bazen arkadaşlarla gülmek, bazen de anlamlı bir sorunun peşinden gitmek gerekiyor.
İnsanı geliştiren şey biraz da bu denge oluyor.